İlla ki bu beklentisi karşılanmadığı için üzülen okuyucular olmuştur ancak ben Seyrek Yağmur'un topallayan başka bir tarafı olduğunu düşünüyorum. Bazı yazılar sanki o finaldeki afilli cümle için girizgah olarak yazılmış. Bazıları parçalar tam anlamlı gelirken yeniden anlaşılmazlığa savrulmuş. Romanın parçalanmış anlatımından değil bu sıkıntım. Bir Süre Yere Paralel Gittikten Sonra'yı da okumuş, o parça parça anlatımı, herkesin askıda kalışını, öykünün yavaş yavaş oluşmasını ama tamamlanmayışını sevmiştim. Oysa bu sefer parçalar sanki bir romanda altı çizilmiş satırların derlemesi gibi. Hani bilmediğiniz bir konuda kitabın sadece altı çizili yerlerini okursunuz da bir şey anlamazsınız ama o satırların önemli olduğunu da bilirsiniz ya, öyle. Bu his içinde ne Rıfat'ı anlayabildim, ne neden hayatının bir seyrek yağmura döndüğünü idrak ettim, ne kendimden bir şeyler buldum. Hatta 100 sayfalık kitabı okuyamadım, okumam bir aydan uzun sürdü.
Seyrek Yağmur'u okumayı düşünüyorsanız bir kitapçıya gidin ve rastgele bir sayfasını okuyun. Böyle ortasından okudum, konuyu bilmiyorum, gösterge olmaz diye düşünmeyin. İlginç şekilde tüm kitap boyunca sabit şekilde o tadı alacaksınız kitaptan.

