Çok az vakti kalmıştı. Birinci hamle, ikinci hamle, üçüncü hamle... Şah mat! İşte hepsi bundan ibaretti: Bir kombinasyon, rakibe savunma için hiçbir alternatif bırakmayan ve engellenemeyen bir zaferle sonuçlanan hamleler bütünü, şah ve mat!
Genel geçer yargılara matematiksel verilerle ulaşmak ne kadar mümkün, ne kadar doğru tartışmaya açık elbette ancak Şah Mat için söyleyebileceğim bir şey varsa, o da sahiden çok iyi formülize edilmiş olması.
Kitaba dair bir şeyler söylemek gerekirse: Kesinliklikle kurgusunu küçümsemiyorum, oldukça başarılı bir kurguya sahip ancak bir yerden sonra polisiye romanların sonu ne kadar başarılı olursa olsun şaşırtıcı gelmemeye başlıyor. Benim gözümde Şah Mat'ı başarılı kılan en büyük unsur, sizi adeta hız treninde hissettiren temposu. Mazzanti öyle güzel bir formül tutturmuş ki, kitap boyunca sıkılma imkanı bulamıyorsunuz. Olayların akışı sürekli bir dalgalanma halinde ve okunabilirlik açısından bu oldukça etkileyici bir durum. Kurgu içerisine özenle yerleştirilmiş ipuçları ve kitabın adından da anlaşılacağı gibi satranç üzerine kurulu hamleler hem kıvamında hem de yerinde olmuş. Öte yandan karakterleri içselleştirmekte biraz zayıf kalmış yazar, zira baş kahramanımız Claps ve esrarengiz sağduyusu hakkında neredeyse hiç bir şey öğrenemiyoruz.
Suç psikiyatristi olarak polise destek vermekte olan Claps'in suçluların davranış profilini inceleyerek olası şüphelileri tespit etmek gibi çetin bir görevi vardır. Ancak bu sefer ortadaki cinayet hiç de basit değildir. Karşısında acımasız, kararlı, unutulmak istemeyen ve şehrin korkulu rüyası olmayı amaçlayan bir seri katil vardır. Çözüm hep avuç içinde gibidir ama bir türlü ulaşılamamaktadır, aşılan her bir basamak katilin ininin derinliklerine dalmaktan başka bir işe yaramaz.
