Intro Text

Merhaba! Ben Ömer. Elektrik Elektronik Mühendisiyim. & Aynı zamanda edebiyat ve fotoğrafçılıkla ilgileniyorum.

Sesli Şiir Dinle etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sesli Şiir Dinle etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Goncam - Sesli Şiir
Sizden Gelen Şiirler




Her Şiir Biraz Yalan İçerir



Sen yokken seni özlüyorum sevgili / ve sen varken seni özlemeyi.

Böylece her gece özlüyorum ben, her gece özlüyorum.

Yavaşça özlüyorum, nazikçe özlüyorum, aşıkça özlüyorum.

Ama açların tok olacağını değil

Çünkü her şiir biraz yalan içerir.



Seni alıp bana getiriyorum sevgili / ve şömineyi yakıyorum.

Seni bana ısıtsın diye şömineyi yakıyorum.

Yavaşça yakıyorum, nazikçe yakıyorum, aşıkça yakıyorum.

Ama evsizleri ısıtsın diye değil

Çünkü her şiir biraz yalan içerir.



Sen benim ölümsüzlüğümsüm sevgili  / ve intiharlarım sonuçsuz.

Zaten ben sabahtan akşama kadar intihar ediyorum.

Yavaşça ediyorum, nazikçe ediyorum, aşıkça ediyorum.

Ama karanlıkları aydınlatmak için değil

Çünkü her şiir biraz yalan içerir.





Furkan ÇİRKİN


Şiir Vakti




Nazım Hikmet Ran - Gözlerin Şiiri
Fatih Güngör Seslendiriyor



Gözlerin 

Gözlerin gözlerin gözlerin, 
ister hapisaneme, ister hastaneme gel, 
gözlerin gözlerin gözlerin hep güneşte, 
şu Mayıs ayı sonlarında öyledir işte 
Antalya tarafında ekinler seher vakti. 

Gözlerin gözlerin gözlerin, 
kaç defa karşımda ağladılar 
çırılçıplak kaldı gözlerin 
altı aylık çocuk gözleri gibi kocaman ve çırılçıplak, 
fakat bir gün bile güneşsiz kalmadılar. 

Gözlerin gözlerin gözlerin, 
gözlerin bir mahmurlaşmayagörsün 
sevinçli bahtiyar 
alabildiğine akıllı ve mükemmel 
dillere destan bir şeyler olur dünyaya sevdası insanın. 

Gözlerin gözlerin gözlerin, 
sonbaharda öyledir işte kestanelikleri Bursa'nın 
ve yaz yağmurundan sonra yapraklar 
ve her mevsim ve her saat İstanbul. 

Gözlerin gözlerin gözlerin, 
gün gelecek gülüm, gün gelecek, 
kardeş insanlar birbirine 
senin gözlerinle bakacaklar gülüm, 
senin gözlerinle bakacaklar. 

Nazım Hikmet Ran


Şiir Vakti
Ahmet Hamdi Tanpınar - Sabah
Şiir Dinle



SABAH

Serin rüzgârlara pencereni aç!
Karşında fecirle değişen ağaç,
Bak, seyret ağaran rengini ufkun
Mahmur gözlerinde süzülsün uykun.
Bırak saçlarınla oynasın rüzgâr.

...................................

Esîrden dudaklar okşasın sevsin
Mademki geceden daha güzelsin!

Ahmet Hamdi Tanpınar

Şiir Vakti


Mevlana'nın Eşine Yazdığı Mektup Olarak Bilinir. Huzur Sokağı Adlı dizide Kısa bir bölümü Geçmektedir:


Mektubun Tamamı:

Mevlana'dan eşine Mektup;


Birgün Mevlana eve girer ve hanımı ona sorar;
Bu kadar aşıksın Mevlaya şükürler olsun bu aşkı yaşayıp... yaşatana...
Peki bana ne kadar aşıksın der;
Mevlana hanımına şöyle der;


Sen benim; Yaradan’dan ötürü yaradılanı sevişim,
Bir adım gelene on adım gidişimsin.Ve herkesi olduğu gibi kabul edişimsin
Sen benim; yalandan ve sahteden kaçışım,
Riyadan bıkışım, gerçeği arayışımsın
Ve nihayet doğrunun tadına varışımsın

Sen benim; haksızlığa ve zulme baş kaldırışım,
Mazluma kucak açışım, zalime düşmanca bakışımsın
Ve mağdurdan yana tavır alışımsın

Sen benim; bugünüme şükür ve yarınıma dua edişim,
Azla yetinişim, çoğa göz dikmeyişimsin
Ve kapanmayan avuç içimsin

Sen benim; hayat ve kaderle inatlaşmam,
Ekmek için kavgam, bitmek tükenmek bilmeyen davamsın
Ve zorluklara karşı yılmayışımsın

Sen benim; menfaate ve çıkara tepkim,
Almak için verene öfkem, ille de karşılık bekleyene lanetimsin
Ve alayına isyan edişimsin

Sen benim; ahlaksızlık ve yozlaşmayla mücadelem,
Para için kendini satana küfredişim, başkalaşana verip veriştirişimsin
Ve eskiyi özleyişimsin

Sen benim; duygusal yaradılışım,
En ufak şeyi kafaya takışım, kolay unutamayışımsın
Ve bundan bir türlü sıyrılamayışımsın

Sen benim; sonsuz sadakatim,
Merhametim, hissiyatim, şefkatimsin
Ve aman diyene yüz çevirmeyişimsin

Sen benim; her şeye rağmenim,
Asla pes etmeyişim, başımı öne eğmeyişimsin
Ve ümidimi yitirmeyişimsin

Sen benim; yaşama ülküm,
Namusa olan düşkünlüğüm, namussuzluğa küskünlüğümsün
Ve gururum, onurumla olan bütünlüğümsün

Sen benim; karakterim ve kişiliğim,
Objektif fikrim, subjektif hissimsin
Ve hayata bakışımsın

Cemal Süreyya - Gül
Şiir Dinle






GÜL


Gülün tam ortasında ağlıyorum
Her akşam sokak ortasında öldükçe
Önümü arkamı bilmiyorum
Azaldığını duyup duyup karanlıkta
Beni ayakta tutan gözlerinin

Ellerini alıyorum sabaha kadar seviyorum
Ellerin beyaz tekrar beyaz tekrar beyaz
Ellerinin bu kadar beyaz olmasından korkuyorum
İstasyonda tiren oluyor biraz
Ben bazan istasyonu bulamayan bir adamım

Gülü alıyorum yüzüme sürüyorum
Her nasılsa sokağa düşmüş
Kolumu kanadımı kırıyorum
Bir kan oluyor bir kıyamet bir çalgı
Ve zurnanın ucunda yepyeni bir çingene

Cemal SÜREYA


Şiir Vakti

Necip Fazıl Kısakürek - Ruh
Kendi Sesinden
Şiir Dinle



Ruh


Ya bin yıl, ya bin asır sonra o gün gelecek.
Koklarken küllerimi mezarımda bir böcek
O kadar yanacak ki, bir yüksüklük toprağım,
Yerden bir damar gibi kopup fışkıracağım!
Ve birden bakacağım, her tarafım bitişmiş,
Başım, toprak altında bir maden gibi pişmiş.
Nefesten daha ince bir ipek kumaş derim;
Fosfordan daha parlak, ince uzun ellerim.
Dalacağım kendimin hayran hayran seyrine,
Diyeceğim: Bu dönen şeyler eski yerine,
Benim diye baktığım şeyler miydi bir zaman?
Külümün rüyası mı yoksa gördüğüm?.. Aman!
Başımda açılacak fânilerin seması,
Ve onların toprağa gerçek diye teması,
Bir tatlı vehim gibi içimi bayıltacak;
Toprağın, koşacağım, üzerinde yalnayak;
Şehrin, dolaşacağım kuş gibi etrafında;
Bir beyaz hayaletin upuzun çarşafında,
Gezeceğim, doğduğum evin odalarını.
Geceleyin, koskoca şehrin lambalarını,
Bir keskin üfleyişim söndürmeye yetecek;
Korku, şehrin çelikten sesini tüketecek.
Herşey susacak o ân, çalınacak kapılar;
Kiremitleri yaprak yaprak alan bir rüzgâr,
Ağzımdan haykıracak, uzun, gizli, çapraşık...
Erişilmez fikir ki, düğüm düğüm dolaşık...
Sarıldıkça boşanan yumak, çözülen demet;
Başı görünmez hayâl, sonu gelmez nedamet...

Necip Fazıl Kısakürek 1931

Rahmetli Savaş Ay Anısına

Sezai Karakoç - Ey Sevgili
Savaş Ay Seslendiriyor
Hep Kahır Şiir Albümünden


SÜRGÜN ÜLKEDEN BAŞKENTLER BAŞKENTİNE

Ey Sevgili



Senin kalbinden sürgün oldum ilkin
Bütün sürgünlüklerim bir bakıma bu sürgünün bir süreği
Bütün törenlerin şölenlerin ayinlerin dışında
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
Uzatma dünya sürgünümü benim
Güneşi bahardan koparıp
Aşkın bu en onulmazından koparıp
Bir tuz bulutu gibi
Savuran yüreğime
Ah uzatma dünya sürgünümü benim
Nice yorulduğum ayakkabılarımdan değil
Ayaklarımdan belli
Lambalar eğri
Aynalar akrep meleği
Zaman çarpılmış atın son hayali
Ev miras değil mirasın hayaleti
Ey gönlümün doğurduğu
Büyüttüğü emzirdiği
Kuş tüyünden
Ve kuş sütünden
Geceler ve gündüzlerde
İnsanlığa anıt gibi yükselttiği
Sevgili 
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim

Bütün şiirlerde söylediğim sensin
Suna dedimse sen Leyla dedimse sensin
Seni saklamak için görüntülerinden faydalandım Salome'nin Belkis'in
Boşunaydı saklamaya çalışmam öylesine aşikârsın sen bellisin.
Kuşlar uçar senin gönlünü taklit için
Ellerinden devşirir bahar çiçeklerini
Deniz gözlerinden alır sonsuzluğun haberini
Ey gönüllerin en yumuşağı en derini
Sevgili 
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim

Yıllar geçti sapan ölümsüz iz bıraktı toprakta
Yıldızlara uzanıp hep seni sordum gece yarılarında
Çatı katlarında bodrum katlarında
Gölgelendi gecemi aydınlatan eşsiz lamba
Hep Kanlıca'da Emirgân'da
Kandilli'nin kurşunî şafaklarında
Seninle söyleşip durdum bir ömrün baharında yazında
Şimdi onun birdenbire gelen sonbaharında
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
Ey çağdaş Kudüs (Meryem)
Ey sırrını gönlünde taşıyan Mısır (Züleyha)
Ey ipeklere yumuşaklık bağışlayan merhametin kalbi
Sevgili 
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim

Dağların yıkılışını gördüm bir Venüs bardağında
Köle gibi satıldım pazarlar pazarında
Güneşin sarardığını gördüm Konstantin duvarında
Senin hayallerinle yandım düşlerin civarında
Gölgendi yansıyıp duran bengisu pınarında
Ölüm düşüncesinin beni sardığı şu anda
Verilmemiş hesapların korkusuyla
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
Sevgili 
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim

Ülkendeki kuşlardan ne haber vardır
Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır
Aşk celladından ne çıkar madem ki yâr vardır
Yoktan da vardan da öte bir Var vardır
Hep suç bende değil beni yakıp yıkan bir nazar vardır
O şarkıya özenip söylenecek mısralar vardır
Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır
Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır
Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır
Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır
Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır
Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır
Göğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır
Senden umut kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır

Sevgili 
En sevgili
Ey sevgili



Sezai KARAKOÇ





Mevlana Celaleddin Rumi - Etme
Yılmaz Erdoğan'ın Sesinden
Sesli Şiir Dinle


Mevlana Celaleddin Rumi - Etme


Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun, etme.
Başka bir yar, başka bir dosta meylediyorsun, etme.

Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı?
Hangi hasta gönüllüyü kastediyorsun, etme.

Çalma bizi, bizden bizi, gitme o ellere doğru.
Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun, etme.

Ey ay, felek harab olmuş, altüst olmuş senin için...
Bizi öyle harab, öyle altüst ediyorsun, etme.

Ey, makamı var ve yokun üzerinde olan kişi,
Sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun, etme.

Sen yüz çevirecek olsan, ay kapkara olur gamdan.
Ayın da evini yıkmayı kastediyorsun, etme.

Bizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan.
Gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun, etme.

Aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer;
Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun, etme.

Ey, cennetin cehennemin elinde oldugu kişi,
Bize cenneti öyle cehennem ediyorsun, etme.

Şekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize,
O zehiri o şekerle sen bir ediyorsun, etme.

Bizi sevindiriyorsun, huzurumuz kaçar öyle.
Huzurumu bozuyorsun, sen mahvediyorsun, etme.

Harama bulaşan gözüm, güzelliğinin hırsızı.
Ey hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun, etme.

İsyan et ey arkadaşım, söz söyleyecek an değil.
Aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun, etme


Mevlana Celaleddin Rumi

Bizdensen şekli bırak
Gönüle Yürümeğe bak...
Mevlana Celaleddin Rumi


Şiir Vakti






Ali Ayşeyi seviyor dizisi
Aşk Nedir Şiiri
Hakan Yılmaz seslendiriyor
Fikrimin İnce Gülü Eşliğinde
Dizilerdeki Şiirler


Aşk nerde biliyor musun?
Aşk her yerde. Her ülkede. Her şehirde. Her mevsimde. Her canlıda.
Kiminin rüyası aşk, kiminin tüm hayatı...
Ben kaç kere düştüm aşka? Hiç!
Hiç aşık olmadım bugüne kadar...
Aşık olduğumu zannetmişim sadece.
Benm için sensin aşk
Saçının teli belki
Belki gözlerinin güzelliği
Belki tebessümünde gizli aşk
Benim için aşk, gelişinden habersiz seni beklediğim yıllar....

Kiminin hiç bitmeyen umududur aşkın
Belki bir ihtimal;
Sevdiği için göze aldığı savaş,
Aşk için verilen mücadele
Kiminin hasreti olmuştur,
Sevdiğine kavuşacağı ana bürünmüştür aşk
Beklediği yıllar büyütmüştür içindeki hasreti
Kiminin gençliğinde saklıdır aşk
Hiç vazgeçmeden inatla peşinden koşturur
Bir an umutsuzluk sarar etrafını
Sonra umudu inadın ta kendisi oluverir
Kimi yenilmiştir
Mağlup olmuştur
Mahçup olmuştur
Sonra insan birdenbire yeniden başlamanın
Gücünü kuvvetini bulur aşkta
Kimi hiç olmayacak umutlar besler içinde
Tüm masumiyeti tüm temiz kalbiyle
Kimi için derdin kederin ta kendisi olmuştur
Çıkmaz bir sokaktır aşk
Kiminin son umudu olmuştur aşk
Hiç geçmeyen, hiç geçmeyecek bir kalp ağrısı belki
Kimi mazide arar aşkı
Tıpkı yeni gelen sevgiliye sığındığı gibi
Eski şarkıların seslerine sığınır
Kimi için bir evlattır aşk
Ona duyulan özlemdir
Ben bu satırları nasıl yazdım,
Bana ne yazdırdı bilmiyorum
Bildiğim tek şey
Bende koca bir kalp var ve içi aşkla dolu
Sana, yalnızca sana ait

Ali Ayşeyi seviyor dizisi

Şiir Vakti


Şiir: Abdullah Özdoğan
Seslendiren: Çağdaş Ateşoğlu
Şiir Vakti




SONSUZA KADAR... 

İlk gördüğüm sendin, son gördüğüm bir yabancı 
Hani bir yastığımız olacaktı, bu ikinci yastık kimin? 
Sen, ruhumdaki son sancı… 
Gidiyorsun ama ruhuma kazındı ismin…. 

Sen ‘evet' dedin, ben ‘sonsuza kadar'… 
Oysa ki bir evin eşyalarını paylaşmak değildi benim amacım. 
Bir hayatı paylaşacaktık seninle, bir ölümü… 
Sen silersin belki ama, ben nasıl unuturum dünümü… 

Eşyalarımı topladığım valiz kadar küçüktü ömrüm 
Ve bir aşkı paylaşmayı göze alacak kadar da büyük. 
Şölen masalarında yalnız kalmaktansa, 
Bir fakir sofrasındaki mutluluğumdu ekmeğim bir dilimini böldüğüm. 

Ben gidiyorum şimdi, sen kalarak terk ediyorsun. 
Hani iyi ve kötü günde birdik, hani bu yuvayı sonsuza kadar sevecektik? 
Senin sonsuzun dün bitti, benimki halen sonsuza kadar… 
Keşke bana ‘seviyorum' demeseydin, kandırmasaydın beni bu kadar… 

Şimdi bana git diyorsun, bitti diyorsun… 
Sen benim hayatımdın, kaderimdin. 
Kaderimin sonuna mı geldim, hayatım mı bitti? 
Benimki devam ediyor ama senin sonsuzun burada bitti. 

Bu masayı hatırlıyor musun, ilk defa kahvaltı ettiğimiz… 
Ya ilk filmi sarılarak beraber seyrettiğimiz? 
Ben gidiyorum sadece ikimizin şarkısını alarak…
Hani hayatımızdı bizim şiirimiz, her gün bir mısra eklediğimiz? 


Niye gözlerin şimdi bir başka bakıyor? 
Niye hatırladığım en güzel sözlerin beni yakıyor? 
Yuvamızın çatısı yıkıldı görmüyor musun… 
Şimdi yeni bir gökyüzü sana bakıyor… 

Şu yıldızı hatırlıyor musun gökyüzündeki. 
İkimizin yıldızıydı her gece hayale daldığımız. 
Bir de onu alıyorum giderken yanıma. 
Her gece ben seyredeceğim yıldızımızı tek başıma, binlerce defa çalarken şarkımız… 

Ben bu kapıdan ve hayatından şimdi çıkıyorum. 
Şarkımızı ve yıldızımız alarak. 
Benim olduğun her dakika için teşekkür ediyorum. 
Sen ise beni terk ediyorsun burada kalarak. 

Ve sonsuza kadardı benim aşkım, yeminim. 
Yine de sonsuza kadar sürecek. 
Aşkım, evim kabe'mdi benim. 
Yavrumu sana emanet ediyorum tek aşkım, son sevgilim… 





Söz Abdullah özdoğan  seslendiren çağdaş ateşoğlu 

Sessiz Gemi - Yahya Kemal Beyatlı
Bedirhan Gökçe'nin Sesinden
Sesli Şiir Dinle

 

SESSİZ GEMİ 

 Artık demir almak günü gelmişse zamandan, 
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan. 

Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol; 
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol. 

Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli, 
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli. 

Biçare gönüller. Ne giden son gemidir bu. 
Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu. 

Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler; 
Bilmez ki, giden sevgililer dönmeyecekler. 

Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden. 
Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden 

YAHYA KEMAL BEYATLI



Küsmek Nedir Bilir misin? - Nazım Hikmet
Karadayı Dizisi
Bergüzar Korel'in Sesinden
Sesli Şiir Dinle