Sesli Şiir Dinle etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sesli Şiir Dinle etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Goncam - Sesli Şiir
Sizden Gelen Şiirler
Ağlamaklı bir gün güzel abim
Gonca'mın sevdası kalbimde duruyor
Bakışları sanki darağacı
her gülüşü boynumu vuruyor
Gün geceye,dil heceye,dert çeneye vuruyor
Gonca'm bir sonsuz şiir ki yazdıkça yazasım geliyor
Yetmiyor güzel abim
Öyle uzaktan bakmak yetmiyor
Tarlalar dolusu gül döksen önüme
hepsi de bir Gonca'm etmiyor
Yağmur cama,ay odama,dert adama vuruyor
Gonca'm bir tatlı zehir ki içtikçe içesim geliyor
Ah benim güzel abim
Bilirim geçiyor acılar zamanla
Bu da geçer diyorsun ama
gel gör ki sevda kesiği dikiş tutmuyor
Nargilemi yakan köz gibi kor, öyle nağdan
Gonca'm nar-ı sevda
Yandıkça yanasım geliyor
Nar'ına düştüm ki sorma canımdan can gidiyor
Güldüğüme bakma güzel abim
Günlerime gam diziyor
Bırak yaksın,yıksın sözleri
Her hali başım üstüne
Gonca'm ecel bile olsa bahtıma yazasım geliyor
Yaram derin eczası bahar,eczası goncam
Madem göz görmeyince gönül katlanıyor
O halde dağla gözlerimi güzel abim
Gözden ırak olan gönülden de ırak oluyor
Olmuyor be abi
İsyan ediyor bir yanım ama
kulun sevdasınada Hak'tan geçilmiyor
Biliyorum şimdi unut diyeceksin
Lakin benim her zerrem goncamı seviyor
Ben ona koşarken dur diyeceksin
Bu deli cesaretin nereden geliyor
Bedenden can,damardan kan,akıl başımdan gidiyor
Goncam aşkın sek hali,içtikçe başım dönüyor
İşte böyle güzel abim
Goncamsız bu şehri yakasım geliyor
Onsuz,bu bedende hükmü olmayan
Canımı canına katasım geliyor
Çalışmadığım yerden soruyor yine kahrolası zaman
Sevda sualinde canım abim kopyada çekilmiyor
Baksana güzel abim goncam geliyor
Ardısıra güneş,bahar geliyor
Gelişi güzel Gonca'm cam gibi narin
Gelişigüzel değil bu sevda sayın abim
Öyle büyük ki,öyle saf,öyle derin
Goncam yalan bile olsa kandıkça kanasım geliyor
Şiir Vakti
Goncam - Sesli Şiir
Sizden Gelen Şiirler
Ağlamaklı bir gün güzel abim
Gonca'mın sevdası kalbimde duruyor
Bakışları sanki darağacı
her gülüşü boynumu vuruyor
Gün geceye,dil heceye,dert çeneye vuruyor
Gonca'm bir sonsuz şiir ki yazdıkça yazasım geliyor
Yetmiyor güzel abim
Öyle uzaktan bakmak yetmiyor
Tarlalar dolusu gül döksen önüme
hepsi de bir Gonca'm etmiyor
Yağmur cama,ay odama,dert adama vuruyor
Gonca'm bir tatlı zehir ki içtikçe içesim geliyor
Ah benim güzel abim
Bilirim geçiyor acılar zamanla
Bu da geçer diyorsun ama
gel gör ki sevda kesiği dikiş tutmuyor
Nargilemi yakan köz gibi kor, öyle nağdan
Gonca'm nar-ı sevda
Yandıkça yanasım geliyor
Nar'ına düştüm ki sorma canımdan can gidiyor
Güldüğüme bakma güzel abim
Günlerime gam diziyor
Bırak yaksın,yıksın sözleri
Her hali başım üstüne
Gonca'm ecel bile olsa bahtıma yazasım geliyor
Yaram derin eczası bahar,eczası goncam
Madem göz görmeyince gönül katlanıyor
O halde dağla gözlerimi güzel abim
Gözden ırak olan gönülden de ırak oluyor
Olmuyor be abi
İsyan ediyor bir yanım ama
kulun sevdasınada Hak'tan geçilmiyor
Biliyorum şimdi unut diyeceksin
Lakin benim her zerrem goncamı seviyor
Ben ona koşarken dur diyeceksin
Bu deli cesaretin nereden geliyor
Bedenden can,damardan kan,akıl başımdan gidiyor
Goncam aşkın sek hali,içtikçe başım dönüyor
İşte böyle güzel abim
Goncamsız bu şehri yakasım geliyor
Onsuz,bu bedende hükmü olmayan
Canımı canına katasım geliyor
Çalışmadığım yerden soruyor yine kahrolası zaman
Sevda sualinde canım abim kopyada çekilmiyor
Baksana güzel abim goncam geliyor
Ardısıra güneş,bahar geliyor
Gelişi güzel Gonca'm cam gibi narin
Gelişigüzel değil bu sevda sayın abim
Öyle büyük ki,öyle saf,öyle derin
Goncam yalan bile olsa kandıkça kanasım geliyor
Şiir Vakti
Sesli Şiir Dinle
Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git.
Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler.
Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin
Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık
Sevgiyeydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı
Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun ötmüştü
Bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti
Yoktu dünlerde evvelsi günlerdeki yoksulluğumuz
Sanki hiç olmamıştı
Oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu
Şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı İstanbullar
Şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların dünyaların
Öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi sevmek
Ki Karakoy köprüsüne yağmur yağarken
Bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
Çünkü iki kişiydik
Oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya
Bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız
Seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu
İki kere öpeyim desem üçün boynu bükük
Cemal Süreya
Arif Nihat Asya - Dua
Sesli Şiir Dinle
Dua
Biz,kısık sesleriz...minareleri,
Sen,ezansız bırakma Allahım!
Ya çağır şurda bal yapanlarını,
Ya kovansız bırakma Allahım!
Mahyasızdır minareler...göğü de,
Kehkeşansız bırakma Allahım!
Müslümanlıkla yoğrulan yurdu,
Müslümansız bırakma Allahım!
Bize güç ver...cihad meydanını,
Pehlivansız bırakma Allahım!
Kahraman bekleyen yığınlarını,
Kahramansız bırakma Allah'ım!
Bilelim hasma karşı koymasını,
Bizi cansız bırakma Allah'ım!
Yarının yollarında yılları da,
Ramazansız bırakma Allah'ım!
Ya dağıt kimsesiz kalan sürünü,
Ya çobansız bırakma Allah'ım!
Bizi sen sevgisiz,susuz,havasız;
Ve vatansız bırakma Allah'ım!
Müslümanlıkla yoğrulan yurdu,
Müslümansız bırakma Allah'ım!
Arif Nihat Asya
Şiir Vakti
Şiir ve Seslendirme Furkan ÇİRKİN
Sizden Gelen Şiirler
Kendi Şiirini Seslendirerek Bize Gönderen Furkan Çirkin'e Çok Teşekkür Ederiz...
Her Şiir Biraz Yalan İçerir
Sen yokken seni özlüyorum sevgili / ve sen varken seni özlemeyi.
Böylece her gece özlüyorum ben, her gece özlüyorum.
Yavaşça özlüyorum, nazikçe özlüyorum, aşıkça özlüyorum.
Ama açların tok olacağını değil
Çünkü her şiir biraz yalan içerir.
Seni alıp bana getiriyorum sevgili / ve şömineyi yakıyorum.
Seni bana ısıtsın diye şömineyi yakıyorum.
Yavaşça yakıyorum, nazikçe yakıyorum, aşıkça yakıyorum.
Ama evsizleri ısıtsın diye değil
Çünkü her şiir biraz yalan içerir.
Sen benim ölümsüzlüğümsüm sevgili / ve intiharlarım sonuçsuz.
Zaten ben sabahtan akşama kadar intihar ediyorum.
Yavaşça ediyorum, nazikçe ediyorum, aşıkça ediyorum.
Ama karanlıkları aydınlatmak için değil
Çünkü her şiir biraz yalan içerir.
Furkan ÇİRKİN
Şiir Vakti
Nazım Hikmet Ran - Gözlerin Şiiri
Fatih Güngör Seslendiriyor
Gözlerin
Gözlerin gözlerin gözlerin,
ister hapisaneme, ister hastaneme gel,
gözlerin gözlerin gözlerin hep güneşte,
şu Mayıs ayı sonlarında öyledir işte
Antalya tarafında ekinler seher vakti.
Gözlerin gözlerin gözlerin,
kaç defa karşımda ağladılar
çırılçıplak kaldı gözlerin
altı aylık çocuk gözleri gibi kocaman ve çırılçıplak,
fakat bir gün bile güneşsiz kalmadılar.
Gözlerin gözlerin gözlerin,
gözlerin bir mahmurlaşmayagörsün
sevinçli bahtiyar
alabildiğine akıllı ve mükemmel
dillere destan bir şeyler olur dünyaya sevdası insanın.
Gözlerin gözlerin gözlerin,
sonbaharda öyledir işte kestanelikleri Bursa'nın
ve yaz yağmurundan sonra yapraklar
ve her mevsim ve her saat İstanbul.
Gözlerin gözlerin gözlerin,
gün gelecek gülüm, gün gelecek,
kardeş insanlar birbirine
senin gözlerinle bakacaklar gülüm,
senin gözlerinle bakacaklar.
Nazım Hikmet Ran
Şiir Vakti
Ahmet Hamdi Tanpınar - Sabah
Şiir Dinle
SABAH
Serin rüzgârlara pencereni aç!
Karşında fecirle değişen ağaç,
Bak, seyret ağaran rengini ufkun
Mahmur gözlerinde süzülsün uykun.
Bırak saçlarınla oynasın rüzgâr.
...................................
...................................
Esîrden dudaklar okşasın sevsin
Mademki geceden daha güzelsin!
Ahmet Hamdi Tanpınar
Şiir Vakti
Şiir Vakti
Mevlana'nın Eşine Yazdığı Mektup Olarak Bilinir. Huzur Sokağı Adlı dizide Kısa bir bölümü Geçmektedir:
Mektubun Tamamı:
Mevlana'dan eşine Mektup;
Birgün Mevlana eve girer ve hanımı ona sorar;
Bu kadar aşıksın Mevlaya şükürler olsun bu aşkı yaşayıp... yaşatana...
Peki bana ne kadar aşıksın der;
Mevlana hanımına şöyle der;
Sen benim; Yaradan’dan ötürü yaradılanı sevişim,
Bir adım gelene on adım gidişimsin.Ve herkesi olduğu gibi kabul edişimsin
Sen benim; yalandan ve sahteden kaçışım,
Riyadan bıkışım, gerçeği arayışımsın
Ve nihayet doğrunun tadına varışımsın
Sen benim; haksızlığa ve zulme baş kaldırışım,
Mazluma kucak açışım, zalime düşmanca bakışımsın
Ve mağdurdan yana tavır alışımsın
Sen benim; bugünüme şükür ve yarınıma dua edişim,
Azla yetinişim, çoğa göz dikmeyişimsin
Ve kapanmayan avuç içimsin
Sen benim; hayat ve kaderle inatlaşmam,
Ekmek için kavgam, bitmek tükenmek bilmeyen davamsın
Ve zorluklara karşı yılmayışımsın
Sen benim; menfaate ve çıkara tepkim,
Almak için verene öfkem, ille de karşılık bekleyene lanetimsin
Ve alayına isyan edişimsin
Sen benim; ahlaksızlık ve yozlaşmayla mücadelem,
Para için kendini satana küfredişim, başkalaşana verip veriştirişimsin
Ve eskiyi özleyişimsin
Sen benim; duygusal yaradılışım,
En ufak şeyi kafaya takışım, kolay unutamayışımsın
Ve bundan bir türlü sıyrılamayışımsın
Sen benim; sonsuz sadakatim,
Merhametim, hissiyatim, şefkatimsin
Ve aman diyene yüz çevirmeyişimsin
Sen benim; her şeye rağmenim,
Asla pes etmeyişim, başımı öne eğmeyişimsin
Ve ümidimi yitirmeyişimsin
Sen benim; yaşama ülküm,
Namusa olan düşkünlüğüm, namussuzluğa küskünlüğümsün
Ve gururum, onurumla olan bütünlüğümsün
Sen benim; karakterim ve kişiliğim,
Objektif fikrim, subjektif hissimsin
Ve hayata bakışımsın
GÜL
Gülün tam ortasında ağlıyorum
Her akşam sokak ortasında öldükçe
Önümü arkamı bilmiyorum
Azaldığını duyup duyup karanlıkta
Beni ayakta tutan gözlerinin
Ellerini alıyorum sabaha kadar seviyorum
Ellerin beyaz tekrar beyaz tekrar beyaz
Ellerinin bu kadar beyaz olmasından korkuyorum
İstasyonda tiren oluyor biraz
Ben bazan istasyonu bulamayan bir adamım
Gülü alıyorum yüzüme sürüyorum
Her nasılsa sokağa düşmüş
Kolumu kanadımı kırıyorum
Bir kan oluyor bir kıyamet bir çalgı
Ve zurnanın ucunda yepyeni bir çingene
Cemal SÜREYA
Şiir Vakti
Necip Fazıl Kısakürek - Ruh
Kendi Sesinden
Şiir Dinle
Ruh
Ya bin yıl, ya bin asır sonra o gün gelecek.
Koklarken küllerimi mezarımda bir böcek
O kadar yanacak ki, bir yüksüklük toprağım,
Yerden bir damar gibi kopup fışkıracağım!
Ve birden bakacağım, her tarafım bitişmiş,
Başım, toprak altında bir maden gibi pişmiş.
Nefesten daha ince bir ipek kumaş derim;
Fosfordan daha parlak, ince uzun ellerim.
Dalacağım kendimin hayran hayran seyrine,
Diyeceğim: Bu dönen şeyler eski yerine,
Benim diye baktığım şeyler miydi bir zaman?
Külümün rüyası mı yoksa gördüğüm?.. Aman!
Başımda açılacak fânilerin seması,
Ve onların toprağa gerçek diye teması,
Bir tatlı vehim gibi içimi bayıltacak;
Toprağın, koşacağım, üzerinde yalnayak;
Şehrin, dolaşacağım kuş gibi etrafında;
Bir beyaz hayaletin upuzun çarşafında,
Gezeceğim, doğduğum evin odalarını.
Geceleyin, koskoca şehrin lambalarını,
Bir keskin üfleyişim söndürmeye yetecek;
Korku, şehrin çelikten sesini tüketecek.
Herşey susacak o ân, çalınacak kapılar;
Kiremitleri yaprak yaprak alan bir rüzgâr,
Ağzımdan haykıracak, uzun, gizli, çapraşık...
Erişilmez fikir ki, düğüm düğüm dolaşık...
Sarıldıkça boşanan yumak, çözülen demet;
Başı görünmez hayâl, sonu gelmez nedamet...
Necip Fazıl Kısakürek 1931
Rahmetli Savaş Ay Anısına
Sezai Karakoç - Ey Sevgili
Savaş Ay Seslendiriyor
Hep Kahır Şiir Albümünden
SÜRGÜN ÜLKEDEN BAŞKENTLER BAŞKENTİNE
Ey Sevgili
Senin kalbinden sürgün oldum ilkin
Bütün sürgünlüklerim bir bakıma bu sürgünün bir süreği
Bütün törenlerin şölenlerin ayinlerin dışında
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
Uzatma dünya sürgünümü benim
Güneşi bahardan koparıp
Aşkın bu en onulmazından koparıp
Bir tuz bulutu gibi
Savuran yüreğime
Ah uzatma dünya sürgünümü benim
Nice yorulduğum ayakkabılarımdan değil
Ayaklarımdan belli
Lambalar eğri
Aynalar akrep meleği
Zaman çarpılmış atın son hayali
Ev miras değil mirasın hayaleti
Ey gönlümün doğurduğu
Büyüttüğü emzirdiği
Kuş tüyünden
Ve kuş sütünden
Geceler ve gündüzlerde
İnsanlığa anıt gibi yükselttiği
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim
Bütün şiirlerde söylediğim sensin
Suna dedimse sen Leyla dedimse sensin
Seni saklamak için görüntülerinden faydalandım Salome'nin Belkis'in
Boşunaydı saklamaya çalışmam öylesine aşikârsın sen bellisin.
Kuşlar uçar senin gönlünü taklit için
Ellerinden devşirir bahar çiçeklerini
Deniz gözlerinden alır sonsuzluğun haberini
Ey gönüllerin en yumuşağı en derini
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim
Yıllar geçti sapan ölümsüz iz bıraktı toprakta
Yıldızlara uzanıp hep seni sordum gece yarılarında
Çatı katlarında bodrum katlarında
Gölgelendi gecemi aydınlatan eşsiz lamba
Hep Kanlıca'da Emirgân'da
Kandilli'nin kurşunî şafaklarında
Seninle söyleşip durdum bir ömrün baharında yazında
Şimdi onun birdenbire gelen sonbaharında
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
Ey çağdaş Kudüs (Meryem)
Ey sırrını gönlünde taşıyan Mısır (Züleyha)
Ey ipeklere yumuşaklık bağışlayan merhametin kalbi
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim
Dağların yıkılışını gördüm bir Venüs bardağında
Köle gibi satıldım pazarlar pazarında
Güneşin sarardığını gördüm Konstantin duvarında
Senin hayallerinle yandım düşlerin civarında
Gölgendi yansıyıp duran bengisu pınarında
Ölüm düşüncesinin beni sardığı şu anda
Verilmemiş hesapların korkusuyla
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim
Ülkendeki kuşlardan ne haber vardır
Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır
Aşk celladından ne çıkar madem ki yâr vardır
Yoktan da vardan da öte bir Var vardır
Hep suç bende değil beni yakıp yıkan bir nazar vardır
O şarkıya özenip söylenecek mısralar vardır
Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır
Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır
Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır
Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır
Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır
Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır
Göğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır
Senden umut kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Sezai KARAKOÇ
Mevlana Celaleddin Rumi - Etme
Yılmaz Erdoğan'ın Sesinden
Sesli Şiir Dinle
Mevlana Celaleddin Rumi - Etme
Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun, etme.
Başka bir yar, başka bir dosta meylediyorsun, etme.
Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı?
Hangi hasta gönüllüyü kastediyorsun, etme.
Çalma bizi, bizden bizi, gitme o ellere doğru.
Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun, etme.
Ey ay, felek harab olmuş, altüst olmuş senin için...
Bizi öyle harab, öyle altüst ediyorsun, etme.
Ey, makamı var ve yokun üzerinde olan kişi,
Sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun, etme.
Sen yüz çevirecek olsan, ay kapkara olur gamdan.
Ayın da evini yıkmayı kastediyorsun, etme.
Bizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan.
Gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun, etme.
Aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer;
Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun, etme.
Ey, cennetin cehennemin elinde oldugu kişi,
Bize cenneti öyle cehennem ediyorsun, etme.
Şekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize,
O zehiri o şekerle sen bir ediyorsun, etme.
Bizi sevindiriyorsun, huzurumuz kaçar öyle.
Huzurumu bozuyorsun, sen mahvediyorsun, etme.
Harama bulaşan gözüm, güzelliğinin hırsızı.
Ey hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun, etme.
İsyan et ey arkadaşım, söz söyleyecek an değil.
Aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun, etme
Mevlana Celaleddin Rumi
Bizdensen şekli bırak
Gönüle Yürümeğe bak...
Mevlana Celaleddin Rumi
Şiir Vakti
Ali Ayşeyi seviyor dizisi
Aşk Nedir Şiiri
Hakan Yılmaz seslendiriyor
Fikrimin İnce Gülü Eşliğinde
Dizilerdeki Şiirler
Aşk nerde biliyor musun?
Aşk her yerde. Her ülkede. Her şehirde. Her mevsimde. Her canlıda.
Kiminin rüyası aşk, kiminin tüm hayatı...
Ben kaç kere düştüm aşka? Hiç!
Hiç aşık olmadım bugüne kadar...
Aşık olduğumu zannetmişim sadece.
Benm için sensin aşk
Saçının teli belki
Belki gözlerinin güzelliği
Belki tebessümünde gizli aşk
Benim için aşk, gelişinden habersiz seni beklediğim yıllar....
Kiminin hiç bitmeyen umududur aşkın
Belki bir ihtimal;
Sevdiği için göze aldığı savaş,
Aşk için verilen mücadele
Kiminin hasreti olmuştur,
Sevdiğine kavuşacağı ana bürünmüştür aşk
Beklediği yıllar büyütmüştür içindeki hasreti
Kiminin gençliğinde saklıdır aşk
Hiç vazgeçmeden inatla peşinden koşturur
Bir an umutsuzluk sarar etrafını
Sonra umudu inadın ta kendisi oluverir
Kimi yenilmiştir
Mağlup olmuştur
Mahçup olmuştur
Sonra insan birdenbire yeniden başlamanın
Gücünü kuvvetini bulur aşkta
Kimi hiç olmayacak umutlar besler içinde
Tüm masumiyeti tüm temiz kalbiyle
Kimi için derdin kederin ta kendisi olmuştur
Çıkmaz bir sokaktır aşk
Kiminin son umudu olmuştur aşk
Hiç geçmeyen, hiç geçmeyecek bir kalp ağrısı belki
Kimi mazide arar aşkı
Tıpkı yeni gelen sevgiliye sığındığı gibi
Eski şarkıların seslerine sığınır
Kimi için bir evlattır aşk
Ona duyulan özlemdir
Ben bu satırları nasıl yazdım,
Bana ne yazdırdı bilmiyorum
Bildiğim tek şey
Bende koca bir kalp var ve içi aşkla dolu
Sana, yalnızca sana ait
Ali Ayşeyi seviyor dizisi
Şiir Vakti
Şiir: Abdullah Özdoğan
Seslendiren: Çağdaş Ateşoğlu
Şiir Vakti
SONSUZA KADAR...
İlk gördüğüm sendin, son gördüğüm bir yabancı
Hani bir yastığımız olacaktı, bu ikinci yastık kimin?
Sen, ruhumdaki son sancı…
Gidiyorsun ama ruhuma kazındı ismin….
Sen ‘evet' dedin, ben ‘sonsuza kadar'…
Oysa ki bir evin eşyalarını paylaşmak değildi benim amacım.
Bir hayatı paylaşacaktık seninle, bir ölümü…
Sen silersin belki ama, ben nasıl unuturum dünümü…
Eşyalarımı topladığım valiz kadar küçüktü ömrüm
Ve bir aşkı paylaşmayı göze alacak kadar da büyük.
Şölen masalarında yalnız kalmaktansa,
Bir fakir sofrasındaki mutluluğumdu ekmeğim bir dilimini böldüğüm.
Ben gidiyorum şimdi, sen kalarak terk ediyorsun.
Hani iyi ve kötü günde birdik, hani bu yuvayı sonsuza kadar sevecektik?
Senin sonsuzun dün bitti, benimki halen sonsuza kadar…
Keşke bana ‘seviyorum' demeseydin, kandırmasaydın beni bu kadar…
Şimdi bana git diyorsun, bitti diyorsun…
Sen benim hayatımdın, kaderimdin.
Kaderimin sonuna mı geldim, hayatım mı bitti?
Benimki devam ediyor ama senin sonsuzun burada bitti.
Bu masayı hatırlıyor musun, ilk defa kahvaltı ettiğimiz…
Ya ilk filmi sarılarak beraber seyrettiğimiz?
Ben gidiyorum sadece ikimizin şarkısını alarak…
Hani hayatımızdı bizim şiirimiz, her gün bir mısra eklediğimiz?
Niye gözlerin şimdi bir başka bakıyor?
Niye hatırladığım en güzel sözlerin beni yakıyor?
Yuvamızın çatısı yıkıldı görmüyor musun…
Şimdi yeni bir gökyüzü sana bakıyor…
Şu yıldızı hatırlıyor musun gökyüzündeki.
İkimizin yıldızıydı her gece hayale daldığımız.
Bir de onu alıyorum giderken yanıma.
Her gece ben seyredeceğim yıldızımızı tek başıma, binlerce defa çalarken şarkımız…
Ben bu kapıdan ve hayatından şimdi çıkıyorum.
Şarkımızı ve yıldızımız alarak.
Benim olduğun her dakika için teşekkür ediyorum.
Sen ise beni terk ediyorsun burada kalarak.
Ve sonsuza kadardı benim aşkım, yeminim.
Yine de sonsuza kadar sürecek.
Aşkım, evim kabe'mdi benim.
Yavrumu sana emanet ediyorum tek aşkım, son sevgilim…
Söz Abdullah özdoğan seslendiren çağdaş ateşoğlu
Sessiz Gemi - Yahya Kemal Beyatlı
Bedirhan Gökçe'nin Sesinden
Sesli Şiir Dinle
SESSİZ GEMİ
Artık demir almak günü gelmişse zamandan,
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.
Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.
Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.
Biçare gönüller. Ne giden son gemidir bu.
Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.
Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
Bilmez ki, giden sevgililer dönmeyecekler.
Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden.
Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden
YAHYA KEMAL BEYATLI
Küsmek Nedir Bilir misin? - Nazım Hikmet
Karadayı Dizisi
Bergüzar Korel'in Sesinden
Sesli Şiir Dinle
Küsmek nedir bilir misin?
Küsmek dürüstlüktür...
Çocukçadır ve ondan dolayı Saftır.
Yalansızdır.
Küsmek ; Seni Seviyorumdur
Vazgeçememektir.
Beni anlatır Küsmek
Kızdım ama hala buradayımdır , gitmiyorumdur , gidemiyorumdur
Küsmek ; nazlanmaktır , yakın bulmaktır , benim için değerlisindir
Küsmek ; sevdiğini Söyle demektir
Hadi Anla demektir
Küsmek ; umuttur , acabaları bitirmektir , emin olmaktır
Yani, diyeceğim o ki :
Ben Sana Küstüm!
Nazım Hikmet Ran
Sesli Şiir Vakti
Sebebi Sen - İbrahim Sadri
Sesli Şiir Dinle
Şiir:
İbrahim Sadri - Sebebi Sen
Gelmeyin üstüme
Bugün efkarımı pazara çıkarmıyorum
Her şey bende kalsın sensizlik bende
Bir sebebi var ise
Onu da kendime bırakıyorum
Sorma arkadaşım
Ayrılık denen kelimeyi
Sorma kapılarında mecnun gezdiren bahaneyi
Ben o yarin derdine
Unutmuşum dermanımı
Sorma arkadaşım külü dumanı
Ağustosta saçlarıma yağan karı
Kapılarında kul diye
Mecnun olup çöl diye
Sana geldim vur diye
Halım nedir sor diye
Yıkılmadım gör diye
Gelmeyin üstüme
Neyi alıp satayım
Bugün efkarımı pazara çıkarmıyorum
Dermanı yok bu sevdayı sordum kendime
Geceler yoldaş oldu döndüm kendime
Ey aşk
Ey derin kuyu
Ey soruldukça kanayan soru
Nem olsun sen olmayınca
Dünya malı nem olsun
Her gün pazar kurulsa aşk meydanında
Benim sensiz satacak nem olsun
Gelmeyin üstüme
Sakladığım bir ayrılığın sırrıdır
Kor ateşler sümmanisi
Ey her şeyin sebebi
Gör diye gözlerinle divaneni
Durmuşum yoluna bir ömür beklemeyi durmuşum
Nem olsun sen olmayınca
Dünya malım nem olsun
Her gün pazar kurulsa aşk meydanında
Benim sensiz satacak nem olsun
Şiir : İbrahim Sadri
Söz : İbrahim Sadri
Müzik : Yücel Arzen
Ziya Gökalp'in Mektubu
Seslendiren: Ahmet Şafak
Sesli Şiirler
Ziya Gökalp'in Mektubu
Sevgili Vecihem bu hafta yine mektup alamadım
Fakat gazetelerde mecmualar geldi
Bu kağıtlarda benim için mektup yerine geçiyor
Bana hepinizin kokusunu getiriyor
Bunları görünce sıhhat haberinizi almış oluyorum
Ben sıhhatliyim..
Sadece aklım sizde
Lakin ne çare sabretmek lazım
Böyle zamanlara Allha tevekkül etmek
İnsanın imdadına yetişiyor
Bir müslümana göre Allah varken keder yoktur
Türk Allah Kerim'dir demekle
Her türlü vesveseden uzak yaşar
İşte bende bir müslüman gibi bir Türk gibi
Allah'ın inayetine güvenerek
Kendi kendimi teselli ediyorum
Sevgili Zevce'm ben burada kendimi Diyarbakır'da sanıyorum
Fis kayası gibi yüksek mevkideyiz
Karşımızda deniz karanın içine girmiş bir ırmak kadar ince
Diyarbakır'daki çayı andırıyor
Irmağın ötesinde bir köy var ki Kıtırbıl'a benzer.
Sabah akşam köylülerle hayvan sürüleri bu denizi ayaklarıyla geçerler.
Diyarbakır'dan kıtırbıl'a nasıl geçilirse bu taraftan da karşı yakaya öyle geçilir.
Yalnız burada kelek yok.
Karşı yakanın sağ tarafında bir köy var ki Diyarbekir'in sati köyüne benzer sol taraftaki köy de Sümbüllü'yü andırır. Bazı da karşımda Dicle'yi, bostanları, kıtırbıl'ın arkasındaki yamaçları görüyorum.
Sanki fis kayasının üstündeyim.
Etrafıma baktıkça Diyarbekir'i, oradaki evimizi, evimizdeki bahtiyarlığımızı hatırlıyorum.
Sevgili zevcem, bu ayrılığın çilesi yakında bitecek. gündüzden sonra gece, geceden sonra gündüz gelir.
Yuva saadetini yuvasından uzak düşmüş garip kuşlara sormalı. Dünyada vatan sevgisinden sonra en tatlı duygu yuva sevgisiymiş.
Bıldırcın katarlarının dönüşü gibi elbette bir gün biz de bu hicretten döneceğiz.
O zaman mesut yuvamızda yine bir çift güvercin gibi sevgili yavrularımızın tatlı cıvıltılarını dinleyeceğiz.
Ben allah'tan yalnız iki şey istiyorum:
Yurdum mesut olsun, yuvam bahtiyar.
Çocuklarımızı benim için öp! senin dudakların benim dudaklarımdır.
Bu bayram hürmetine inşallah yine o güzel günlere kavuşacağız sevgili vecibe'm.
Diyarbakır etrafında bağlar var bağlar var
Fitil işler yüreğimde yara var aman
Sen gidersen benim başka kimim var kimim var
İsteremki bir gün evvel gelesen aman
Öldüm bittim eridim tutuştum aman
O senin aşkın elinden bayıldım aman
Sesin aldım yüzünüde gördüm ayıldım aman
Öldüm bittim eridim tutuştum aman
O senin aşkın elinden bayıldım aman
Sesin aldım yüzünüde gördüm ayıldım aman
Ziya Gökalp'in Asker Duası
Yolumuz gaza, sonu şehâdet
Dinimiz ister sıdk ile hizmet
Anamız vatan, Babamız millet
Vatanı ma'mur eyle Yârabbi!
Milleti mesur eyle Yârabbi!















.jpg)




