Intro Text

Merhaba! Ben Ömer. Elektrik Elektronik Mühendisiyim. & Aynı zamanda edebiyat ve fotoğrafçılıkla ilgileniyorum.

dergi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dergi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çelişkilerin başkentidir İstanbul. Kendinden menkul bir memleket. Hiçbir kavme tam olarak yar olmamış, o yüzden herkesin bir yerinden sahiplendiği ve asla tamamen kendisinin olmayacağını bildiği bir aşıktır. Birbirine kutup diye sunulanları bile yan yana getiren büyücüdür o. Bir yanıyla devasa bir şehirdir İstanbul, diğer yanıyla bir tiyatro dekoru.

Karin Karakaşlı - Kimliğim Değil Kendim...

Edebiyat severleri heyecanlandıran bir gelişme geçtiğimiz mayıs ayında yaşanmıştı ki, hemen ardından patlak veren Gezi olayları sebebiyle biraz arada kaynadı: 1889 yılında Cambridge Üniversitesi'nde kurulan ve Amerika’daki New Yorker’la beraber dünyadaki en itibarlı edebiyat dergileri arasında sayılan Granta, mayıs ayında Türkiye’de yayın hayatına başladı! Dünyanın birçok dilinde ve on ülkesinde yayımlanan derginin yerel ayağı Granta Türkiye'nin yayıncısı ise Everest Yayınları.

Derginin namına dair fazla söze gerek yok; Gabriel Garcia Marquez'den Milan Kundera'ya pek çok yazarın eserleriyle yoluna devam ederken Zadie Smith gibi yeni yazarları da edebiyat dünyasına kazandıran bir dergi Granta. Şahane bir karşılama yazısıyla okura merhaba diyen Genel Yayın Yönetmeni Sırma Köksal'ın ifadeleri ise okurları heyecanlandıracak cinsten: "Her şeyden önce bunca dilde yayımlanmış tüm Granta sayılarının arşivini özgürce kullanabilmek olanağı büyük bir zenginlik. Her ülkenin seçkin editörlerinin hazırladığı sayılarda yer alan yepyeni yazarları Türkçeye özgürce taşıyabiliyoruz bu işbirliği nedeniyle. Ama asıl iştah kabartıcı olan bizim arşivlerimizin de, bizim sayılarımızın da onlara özgürce açık olması. Böylece başka dillere Türk edebiyatının taşıyıcılığını yapma fırsatımız var."

Altı ayda bir yayımlanacak Granta Türkiye'nin ilk sayısında ele aldığı tema; Kimlik. Aslında klişeleşmeye yüz tutmuş bu konu, "Yalın olanı, hep söylenmiş olanı bir kez daha tazeleyip taze bir sesle yeniden söylemek ve yeniden tartışılabilir kılmak gerekir" söylemiyle, Utku Lomlu imzalı oldukça cesur ve bir o kadar da enfes kapak tasarımıyla sunuluyor okura. 

İlk sayıda yer alan isimler şöyle: Ahmet Tulgar, Ayşe Düzkan, Foti Benlisoy, Yasemin Çongar, Karin Karakaşlı, Yekta Kopan, Urvashi Butalia, V. V. Ganeshananthan, Martin Amis, Tahmima Anam, Vanessa Manko ve Salman Rushdie. Ayrıca Zihin Haritaları üst başlığıyla Osman Bozkurt'a ait fotoğraf serileri ile Selim Cebeci, Kasım Koçak ve Komet imzalı çizimler, resimler ve fotoğraflar da dergide yer alıyor.

Hakkıyla yerine getirilen konseptler, tematik oluşumlar oldum olası ilgimi çekmiştir. Granta bu konuda beni oldukça tatmin etti; metinlerin ve hatta diğer eserlerin temayla uyumu enfes. Bu uyumun yanı sıra metinler de (en azından pek çoğu) başlı başına doyurucu bir nitelik taşıyor. Baskıda yenilikçi ve kaliteli bir anlayışla yaklaşmış Everest; kitap kalitesinde ve ebatlarında bir dergiyle uzun ömürlü, rahat okunabilir bir iş çıkarmışlar ortaya. Dergide bir tek eserlerin künyesiz olmasının eksikliğini hissettim; eserin hangi tarihte, nerede yazıldığı; yabancı yazarların hangi ülkeden oldukları gibi bilgilerin yazının sonunda veya başında yer alması faydalı olurdu kanaatindeyim. (Derginin sonunda Katkıda Bulunanlar başlığıyla tüm sanatçıların kısa birer biyografisinin bulunduğunu not düşeyim.)

Altı aylık yayın süresini biraz "insafsız" bulsam da Granta, merak ve hevesle takip edeceğim bir dergi olacak. Emeği geçenlere teşekkürlerimi sunarım; ömürleri uzun olsun!

Hamiş: Bu arada Yalnızlar Mektebi'nin 3. sayısı raflardaki yerini aldı! Bu sayı hakkında detaylı bilgi için buradan, satış noktaları için buradan ve dergiye ulaşamayanlar için yapılan güzelliğe göz atmak isterseniz de buradan buyurun.
"Bazen düşünürüm, ne kadar garip mahluklarız? Hepimiz ömrümüzün kısalığından şikâyet ederiz; fakat gün denen şeyi bir an evvel ve farkına varmadan harcamak için neler yapmayız?"
Ahmet Hamdi Tanpınar - Saatleri Ayarlama Enstitüsü
Efendim kimilerince malum; uzun bir süredir Yalnızlar Mektebi'nin talebelerinden birisiyim ben de... Edebiyattan, sanattan başka bir derdi olmayan bir kaç kalem, Devran Bostancıoğlu'nun önderliğinde bir araya gelerek Eylül 2012'de interaktif yayın hayatına başlamış, fanzin niteliğindeki ilk matbu yayınımızı ise bu sene mart ayında çıkartmıştık.

Yalnızlar Mektebi'nin ikinci sayısı, artık resmen bir dergi olarak, mayıs itibariyle raflardaki yerini aldı! 

Kadronun öykü, şiir ve çizimlerinden başka; Ahmet Hamdi Tanpınar'ın zaman üzerine söylediklerini konu edinen bu sayıya Hakan Bıçakcı "Eskiden nostalji mi varmış?" yazısıyla konuk olurken, mektep ekibi Altay Öktem'le nezaket kisvesi altında klişelere dayanmayan bir söyleşi gerçekleştirdi. On soruyla Aziz Kedi'yi sorguya çeken ekip aynı zamanda kolektif sinema ve kültür-sanat etkinlikleri sayfalarını da hazırladı. Benim de, naçizane, Ebediyen Edebiyat köşesiyle katkıda bulunduğum Yalnızlar Mektebi'nin satış noktalarına buradan, sayı hakkında daha detaylı bilgiye ise şuradan ulaşabilirsiniz. 

Yalnızlar Mektebi'nin facebook sayfası burada, twitter sayfası ise burada. Ayrıca ilk sayıya mahsus çıkan e-dergiyi okumak isterseniz de böyle buyurun. 

İçinde yer aldığım bir oluşumu övecek halim yok elbette ancak safi içinde yer alarak bile nitelikli bir iş çıkardığımıza olan inancımı dile getirmiş olduğumu düşünüyorum. Edebiyatla ilişkisini sınırların dışına taşımak isteyen her okuru bekleriz; şimdiden keyifli okumalar! 
Amatör ya da profesyonel; edebiyata dair her türlü girişimin desteklenmesi gerektiğine, ticari kaygıların ikinci planda olduğu girişimlerin ise daha da çok desteği hakettiğine inanıyorum. 

İşte ticari bir kaygı gütmeyen, kendi deyimleriyle "kaliteli dergi arayışında olanların arayışına son vermek için doğan" Üçüncü Mevki, sadece bu özelliğiyle değil; içerik açısından da önümüzdeki günlerde apayrı bir yere sahip olma potansiyeline sahip.

Doğrusu amatör edebiyata önyargıyla yaklaşan bir tarafım olmuştur her zaman. Amatör şiirlerin, şairlerinden başkasına anlamlı gelme ihtimalinin düşük olduğuna; öykülerin, ne anlatmak istediğinden emin olmadığına dair şüphelerim vardır. 

Ancak Üçüncü Mevki fanzin, bu düşüncelerimden imtina etmem gerektiğini öğrenmeme vesile oldu; içeriğindeki sade ama etkileyici şiir, öykü ve denemelerle Türk Edebiyatı'nın geleceğine dair ümitleri yeşertecek türden bir iş olmuş. Bunun en güzel kanıtı da ödüllü yazar Sema Kaygusuz'un twitter adresinden söyledikleri: ‎"Bugün elime çok güzel bir fanzin geçti: Üçüncü Mevki...Parlak şairler, yazarlar omuz omuza vermişler. Her birini yürekten kutluyorum."

Özellikle şiirlerde aşina şairlerin üsluplarını çağrıştırmayan eserler, sadece özgünlük açısından değil, liriklik açısından da oldukça olumlu sonuçlar çıkartmış ortaya. Öykülerin üçü de, kısalıklarına nispet yaparcasına sürükleyici, daha da önemlisi okuru yakalayan, empatiye davet eden ve düşündüren öyküler. Denemeler ise bir genelleme yapılamayacak kadar farklı özelliklere sahip güzellikteler.

Bu vesileyle ilk sayıda emeği geçen tüm arkadaşlara teşekkür eder, her birini tek tek kutlarım. Devamlı ve bereketli olması temennisiyle...

Üçüncü Mevki'ye ulaşabileceğiniz adresler -şimdilik- şöyle: 
İstanbul (Beyoğlu) - Mephisto
İstanbul (Kadıköy) - Mephisto
Ankara (Kızılay) - İmge Kitabevi
Konya - Endülüs Kitap Kafe
Konya - Hüner Kitabevi (Rampalı Çarşı en alt katta)
Eskişehir - Adımlar Kitabevi
 

Ayrıca internetten edinmek isteyenlerin şu adresten sipariş etmeleri de mümkün. Üçüncü Mevki'yi takip etmek isterseniz facebook sayfalarına buradan, twitter sayfalarına ise buradan ulaşabilirsiniz.

"Diğer sayılarda benim de tuzum bulunsun." diye düşünenleri ise ucuncumevki@gmail.com adresine yazılarını yollamaya davet ediyorlar.