Ömer Hayyam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ömer Hayyam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Zaman zaman Neyzen Tevfik'in şiirlerinin neden daha çok şarkılaştırılmadığı aklıma takılır, Saltuk Erginer'in bu şarkısını (Dikkat! Yoğun küfür içerir.) dinlediğimde de sorumun cevabını almış olurum: Tevfik'in dizeleri şairin gerek muhalif kimliği gerekse "açık sözlülüğü" sebebiyle şarkı olmaya pek elverişli değildir zira.
Ömer Hayyam ise son dönemde yaşananların ardından şairliği, bilim adamlığı veya düşünürlüğü ile değil malum dizelerin kendisine ait olup olmadığı gibi konudan uzak ve anlamsız bir mesele ile hatırlanan usta bir isim; sevgiye, inanca ve insanlığa bakış açısı rubailerinden adeta taşan bir şair.
İşte Candan Erçetin 2009 tarihli Kırık Kalpler Durağında isimli albümünde Alper Erinç'le beraber bu iki büyük ismin dizelerini bir araya getirerek Türkü şarkısına hayat vermiş. Nakaratı Neyzen Tevfik'in El Değişti isimli şiirinden, diğer dizeleriyse Ömer Hayyam'ın rubailerinden mürekkep şarkı anlamlı sözleriyle yer ediniyor müzik tarihimizde.
Dünyada akla değer veren yok madem Bazen aklı az olanın parası çok madem Getirin şu şarabı alsın aklımızı Belki de böyle beğenir bizi elalem Türkü yine o türkü Sazlarda tel değişti Yumruk yine o yumruk Bir varsa el değişti Ben gönlü temiz insana kurban olayım Gezsin başım üstünde benim hoş tutayım Ham insanı al karşına söylet azıcık Dön sonra cehennem ne imiş gel sarayım Türkü yine o türkü Sazlarda tel değişti Yumruk yine o yumruk Bir varsa el değişti Gelip de eskiyenler yepyeni gelenler Her biri gider bugün yarın birer birer Kimseler kalmamış bu eski dünya Kimi gitti gider kimi geldi gider Türkü yine o türkü Sazlarda tel değişti Yumruk yine o yumruk Bir varsa el değişti Canların cananı dost deletme dinle beni Küsme feleğe değmez yeme kendini Çekil otur şöyle gürültüsüz bir köşeye Seyreyle şu hengamede olan biteni Türkü yine o türkü Sazlarda tel değişti Yumruk yine o yumruk Bir varsa el değişti |
Görece uzun zaman evvel okuduğum, dolayısıyla hakkında uzun uzun yazamayacağım ancak yine de paylaşmak istediğim kitaplar...
Sevda Sözleri - Cemal Süreya
Dörtlükler (Rubailer) - Ömer Hayyam
Pulbiber Mahallesi - Didem Madak
Sevda Sözleri - Cemal Süreya
Bilinir ne usta olduğum içlenmek zanaatında
Canımla besliyorum şu hüznün kuşlarını
İkinci Yeni sevgim nerede, ne zaman başladı hatırlamıyorum ancak uzun vadede planım Turgut Uyar, Edip Cansever, Ülkü Tamer, Ece Ayhan ve İlhan Berk şiirlerinin hepsini okumak yavaş yavaş. Cemal Süreya'nın tüm şiirlerinden oluşan Sevda Sözleri de bu yolculuğumun başlangıcı oldu.
Süreya, şiirlerinde hüznün, yalnızlığın, zarafetin ve taşlamanın garip bir karışımını oluşturuyor. Soyutlama ve imgeleme tekniklerini benimseyen, zaman zaman monolog veya diyalog şeklini de alan vezin ölçüsüz, uyaksız şiirler bunlar; kimisi insanın tam ruhuna işleyen. İlk bakışta anlaması zor gelse de, her şiir herkese hitap etmese de öyle kelamlar var ki Süreya'nın şiirinde, siz siz olun şans vermemezlik etmeyin İkinci Yeni'ye.
Süreya, şiirlerinde hüznün, yalnızlığın, zarafetin ve taşlamanın garip bir karışımını oluşturuyor. Soyutlama ve imgeleme tekniklerini benimseyen, zaman zaman monolog veya diyalog şeklini de alan vezin ölçüsüz, uyaksız şiirler bunlar; kimisi insanın tam ruhuna işleyen. İlk bakışta anlaması zor gelse de, her şiir herkese hitap etmese de öyle kelamlar var ki Süreya'nın şiirinde, siz siz olun şans vermemezlik etmeyin İkinci Yeni'ye.
Dörtlükler (Rubailer) - Ömer Hayyam
Dünya , yıldıramazsın beni ne yapsan;
Ölümden de korkmam, er geç ölür insan.
Ölmemek elimizde değil ki bizim:
İyi yaşamamak beni tek korkutan.
Hakkında çok da fazla tarihsel bilgiye haiz olmadığımız bir isim Ömer Hayyam. İran'lı bir düşünür, şair ve bilim adamı olan Hayyam, Rubai türünün de yaratıcısı olarak biliniyor. Rubailerinde inanca, aşka, şaraba ve yaşama sevincine dair enfes sözler ediyor. Öyle ki -kanaatimce- dünyada herkes Hayyam'ı okuyup, anlayıp, özümserse huzur ve barış içinde yaşayabiliriz bile belki...
Rubailerin bulunduğu kaynaklara dair çevirmen ve kitabı derleyen S.Eyüboğlu'nun önsözde söyledikleri de okumak isteyenler için aydınlatıcı. Kısaca; Hayyam'ın tüm rubailerinin bir kitapta toplanmasının imkansız olduğunu ama kıyıda köşede kalmış başka dörtlüklerin de bu kitaba fazla bir şey katacağını düşünmediğini belirtmiş. Bu teminat, Hayyam külliyatı okuduğuna ikna edecek kadar iddialı okuru.
Pulbiber Mahallesi - Didem Madak
Bilirsin işte Füsun gidişinden bu yana
Hüzün sektöründe bilfiil yirmi üç sene görev yaptım!
Didem Madak, geç tanıştığım ama iyi ki tanışmışım dediğim bir şair oldu; maalesef 2011 yılında, henüz 40 yaşındayken aramızdan ayrılan bu isme, ilk olarak sevgili Gölgeliyol'un bloğunda rastlamıştım, sonra da pek kıymetli birinden hediye alarak okuma şansına eriştim.
Tek kelimeyle huzursuz bir kalem Madak. Pulbiber Mahallesi'nde mahalle yaşamının naifliğini taşıyan, hüzünle süslenmiş şiirleri mevcut. Kah kedisi ile kah hayali arkadaşlarıyla diyaloglar kuran, soran, sorgulayan en çok da pişman olan bir karakter var şiirlerde. Karakter diyorum çünkü hem şiirler ayrı ayrı, hem de tüm kitap adeta bir öykü niteliğinde; şiir yazar gibi değil de, anlatır gibi yazılmış. Kelimelerim yetmez Madak'ın kalemini anlatmak için; genç şiire ve/ya şiire ilginiz varsa, bu duru ismi ıskalamayın derim.
![]() |
| William Michael Harnett Music and Literature |
Hakkında sayfalarca yazılabilecek bir konu tabi; edebiyat ve müzik arasındaki etkileşim. Farklı yorumlara, görüşlere açık; tezlere konu olabilecek nitelikte. Haddini bilen, sıradan bir okur olarak benim gayem sadece; bu etkileşimden doğan ve çoğu hayatımda bir yere sahip eserleri paylaşmak olacak elbette.
İşbu Müzibiyat adını uygun gördüğüm (tamam itiraf ediyorum; uydurduğum bir kelime ama güzel oldu sanki?) gönderilerin ilkinde; Ömer Hayyam'ın rubaisinden bestelenen Kimse Bilmez isimli Mehmet Güreli parçasını paylaşmak istedim.
Rubainin üç kıtadan oluşan aslı şöyle;
Seher yeli eser yırtar eteğini gülün
Güle baktıkça çırpınır yüreği bülbülün
Sen şarap içmene bak, çünkü nice gül yüzler
Kopup dallarından toprak olmadalar her gün
Bu yıldızlı gökler ne zaman başladı dönmeye
Ne zaman yıkılıp gidecek bu güzelim kubbe
Aklın yollarıyla ölçüp biçemezsin bunu sen
Mantıkların, kıyasların sökmez senin bu işte
Bulut gecti, gözyaşları kaldı çimende
Gül rengi şarap içilmez mi böyle günde?
Bugün bu çimen bizim, yarın kim bilir kim
Gezecek, bizim toprağın yeşilliğinde
Bulut geçti, gözyaşları kaldı çimende
Gül rengi şarap içilmez mi böyle günde
Seher yeli, eser yırtar eteğini gülün
Güle baktıkça çırpınır yüreği bülbülün
Bu yıldızlı gökler ne zaman başladı dönmeye
Kimse bilmez, kimse bilmez
Kent Ozanları isimli derleme albümü için bu şarkının kaydında hiç bir tekrar yapılmamış. Piyanoda Ayşe Tütüncü'nün bulunduğu tek seferde çalıp, söyleyip bitirmişler ve ortaya bu şahane şarkı çıkmış.
Bu ilk kaydın yanı sıra şarkı pek çok sanatçı tarafından tekrar yorumlanmış. Benim favorim her daim Güreli yorumu olarak kalacak gibi gözükse de, Zuhal Olcay'ın yorumunu leziz, Jülide Özçelik'in yorumunu ise dinlenmeye değer farklı bir çalışma olarak görüyorum. Yaşar Kurt'tan dinlemek isteyenleri buraya, Fırat Tanış'tan dinlemek isteyenleri ise buraya alalım lütfen.





